Haber hazırlama sürecinin bazen ne kadar zor olabildiğini gördük

Sofya Üniversitesi Türkoloji Bölümü’nden mezun olan Zaynep Bukovyan ile Mira Marinova, BNT Türkçe Haberler’de yaklaşık 2 aylık bir stayjda bulundular. Haberlerin hazırlanması ve yayınlamasını yakından izlediler, yardımcı oldular.

Haber hazırlama sürecinin bazen ne kadar zor olabildiğini gördük

Zaynep Bukovyan

BNT’de staj yapmayı, bültenlerin nasıl hazırlandığını öğrenmek için mi, Türkçenizi geliştirmek için mi seçtiniz?

M.M.: Çocukluğumdan beri medylar ilgimi hep çekiyordu. Sadece iki ay olsa da, BNT ekibine katılmak benim için büyük bir fırsat oldu. Staj, yapmayı sevdiğim şeyleri birleştirdi. Bir taraftan yeni şeyler öğrenip Türkçemi geliştirdim, başka taraftan ise, bir televizyondaki tüm işlerin nasıl çalıştığını yakından görme fırsatım oldu.

Z.B.: BNT Türkçe Haberleri hem dilimi geliştirmek adına, hem lisans eğitimi sırasında edindiğim bilgileri praktikte uygulamak adına şeçtim. Onun dışında habercilik dikkatimi çeken bir konu olduğu ve kendimi geliştirebileceğim bir alan olduğu için stajımı BNT’de yapmaya karar verdim.

Mira Marinova

Neler öğrendiniz bu süre zarfında?

M.M.: BNT’de geçirdiğim zaman benim için çok zevkliydi. Bir medyanın nasıl çalıştığını, bir bültenin, bir haberin nasıl hazırlandığını öğrendim. Bundan başka, bir medyada ne kadar farklı ve ilginç insanların çalıştığını da anladım!

Z.B.: Bu süre zarfında haber dili ile ilgili yeni dil becerileri edindim. Verilmesi gereken bilgiyi açık ve etkiliyeci bir şekilde sunmayı öğrendim. Örneğin, yazılan her tümce ile bir düşünce ortaya konulur. Seyircilerin anlayışına, kültürüne ve dil yeteneklerine uyarak haber yazma kılavuzunu elde ettim.

Bir haber bülteninin hazırlandığı mutfağı görme fırsatınız oldu, şimdi televizyondaki haber bültenlerine başka gözle bakıyor musunuz?

M.M.: Tabii ki! Televizyonu izleyici olarak seyrederken, oradaki tüm çalışan insanların çabalarını göremiyordum. Yaptığım stajdan sonra artık, on ya da yirmi dakikalık bir bültenin arkasında duran emeği ve harcanan güç ve enerjiyi bilip onlara daha çok değer vermeye başladım.

Z.B.: Bir ölçüde başka gözle bakıyorum. Artık haber hazırlanma sürecinin bazen ne kadar zor olabileceğini biliyorum. Sık sık son dakikada değişiklikler oluyor, örneğin sunuculuk yapan kişiler haber sürecini aralıksız takip etmeli, öbür türlü seyircilere yanlış bilgi sunabilir.

Gazetecilikle uğraşmak ister misiniz?

M.M.: Büyük bir “evet!” Çocuk hayalimin peşinden gitmeyi planlıyorum. Gazetecilik tam olarak olmayabilir, ancak kesinlikle medya alanında çalışmak istiyorum.

Z.B.: Neden olmasın. Aslında daha küçükken gazetecilik yapmak istiyordum, zamanla bu kararımdan vazgeçip kendimi tamamen yabancı dillere verdim, lakin gazeteciliğe karşı bir yakınlığım olmuştur. Daha çok araştırmacı gazetecilik veya hikâye anlatıcılığı ile ilgilenmeye meyilliyim.

Türkçe konusuna gelelim, ikinizin de ana dili Türkçe değil. Türkolojiyi tercih etme nedenleriniz nelerdi?

M.M.: Lisedeyken Medcezir dizisini izlemeye başladım. Dizideki başkahramanın adı Mira’ydı. Tam benim gibi! Bundan o kadar etkilendim ki, Türkiye, Türkçe ve Türk kültürü çok hoşuma gitti. Mezun olduktan sonra yine medya alanında yüksek lisans yapmak istedim, fakat hayatın benim için başka bir planı varmış. Türkoloji beni seçti ve bu, bugüne kadar başıma gelenler en güzel şeylerden biridir!

Z.B.: Ana dilim olmasa bile, Türk dili ile ilgili her şey beni doğrudan ilgilendiriyor. Çoğu akrabalarım Türkiye’de yaşıyor, dolaysıyla anadili konuşucuları ile sürekli etkileşimde bulunuyordum. Türkçe ile özel bir bağım var, ayrıca Türkiye’de bulunduğum süreçte ona daha da bağlandım. Yüksek lisansımın da orada olmasını istiyorum.

Kullandığınız diğer yabancı dillere kıyasla Türkçe zor bir dil mi? Sizi ne zorluyor?

M.M.: Bence hiç zor değil. Türkçede çok mantıklı bir düzen var. Onu bir kere anlayınca, artık dili öğrenme işi çok kolaylaştırılıyor.

Z.B.: Zor demeyelim, değişik desek daha doğru bence. Bulgarca ile kıyaslayınca ya da diğer Avrupa dillerle Türkçenin bambaşka bir yapıya ait olduğunu görüyoruz. Bu yüzden öğrenilmesi gayret ve zaman gerektiren bir dil olarak sınıflandırmak doğrudur. Tam bu sebeple Türkçeyi büyük tutku ile öğreniyordum.

Türkçenizi nasıl geliştiriyorsunuz?

M.M.: Hala birçok diziler izliyorum. Boş vaktimde bol bol Türk televizyonu izliyorum, Türk müziği de dinliyorum. Zamanla Türkçe, hayatımın vazgeçilmez bir parcası oldu ve onu geliştirmek için her gün yeni ve yeni fırsatlara rastlıyorum.

Z.B.: Türkçemi film, kitap, haber okuyarak, Türk arkadaşlarım ile çevrimiçi konuşma dersleri yaparak, bütün akrabalarımla konuşarak ve Türkiye’yi sık sık ziyaret ederek geliştiriyorum. Son zamanlarda aktif olarak iş yerimde de kullanmaya başladım. Türkçe konuşan insanların dil becerilerini doğrulıyorum.

En güzel Türkçe kelime hangisi?

M.M.: Nasıl sadece bir kelimeyi seçeyim ki? Türkçe harika bir dil. Kulağa şarkı gibi geliyor. Türkçe konuşan arkadaşlarımın bazıları, bana “Sanem” diyor. Sanem, güzel kadın, güzel hatun anlamına geliyor ve zamanla bu kelimeyi çok sevdim. Arapça kökenli olsa da, bu kelimeyi sadece anlamından dolayı değil, sevdiğim insanların bana öyle dediği için de beğeniyorum.

Z.B.: Bence en güzel Türkçe kelime “ferah”tır.

İzzet İsmailov

Кампании Виж повече